Göçmen kaçakçılığı suçunun (TCK 79) manevi unsuru olan 'maddi menfaat elde etme maksadı', sanığın eyleminin suça 'yardım etme' (TCK 39) olarak nitelendirilmesi talebiyle nasıl bir ilişki içindedir? Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/1174 E. sayılı itirazındaki bu yöndeki argümanını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289310

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazında, bazı sanıkların eylemlerinin göçmen kaçakçılığı suçuna 'yardım etme' düzeyinde kaldığı, çünkü bu sanıkların suçtan doğrudan bir maddi menfaat elde ettiklerinin veya bu maksatla hareket ettiklerinin dosya kapsamından anlaşılamadığı ileri sürülmüştür. Bu argüman, TCK 79'daki 'maddi menfaat maksadı' unsurunun, failin suçun işlenişindeki rolünü ve kastının yoğunluğunu belirlemede bir kriter olarak kullanılabileceğini ima eder. Eğer bir kişi, organizasyonun genelinden ve nihai amacından haberdar olmaksızın, özel bir menfaat beklentisi olmadan, sadece bir başkasının ricasıyla veya küçük bir iyilik karşılığında suça tali bir katkı sunuyorsa (örneğin, yolcuların pasaportu olup olmadığını kontrol etmek gibi), bu kişinin eyleminde suçun özel kastı olan 'maddi menfaat elde etme maksadının' tam olarak bulunmadığı, dolayısıyla fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmadığı ve eyleminin 'yardım etme' olarak değerlendirilmesi gerektiği savunulabilir. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu itirazı, sanıkların eylemlerinin organizasyon içinde koordineli bir rol olduğunu ve bu nedenle müşterek faillik oluşturduğunu belirterek reddetmiştir. Bu durum, maddi menfaatin dolaylı olabileceğini ve organizasyon içinde alınan her rolün bu maksatla yapıldığının karine olarak kabul edilebileceğini göstermektedir.