Bir yabancının iadesi talep edilirken aynı zamanda Göç İdaresi tarafından hakkında sınır dışı etme kararı alınması ve bu iki sürecin eş zamanlı yürütülmesi hukuken nasıl değerlendirilmelidir? Bu durumun 'usul saptırması' teşkil edip etmediğini tartışınız.
Bu durum, temel hak ve hürriyetlerin ihlali ve idare hukuku açısından 'usul saptırması' (amaç saptırması) riski taşır. 6706 sayılı Kanun, iade sürecini ağır ceza mahkemesinin yargısal denetimi, Yargıtay temyizi, Adalet Bakanı'nın teklifi ve Cumhurbaşkanı onayı gibi ciddi güvencelere bağlamıştır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamındaki sınır dışı süreci ise idari bir işlem olup, daha hızlı ve daha az yargısal güvence içerir. Eğer idare, 6706 sayılı Kanun'un güvenceli ve daha uzun olan iade sürecini dolanmak amacıyla, aslında bir iade talebine konu olan kişiyi 6458 sayılı Kanun kapsamında 'sınır dışı' ediyorsa, bu durum hukuka aykırıdır. İdare, sınır dışı etme yetkisini, kanunun öngördüğü amaç (kamu düzeni, güvenliği vb.) dışında, bir kişiyi iade etmek gibi farklı bir amaç için kullanmış olur. Bu, işlemi amaç unsuru yönünden sakatlar ve işlemin iptaline neden olabilir. Ayrıca, kişinin uluslararası koruma başvurusu gibi hakları da bu süreçte ihlal edilebilir. Yargıtay da uluslararası koruma başvurusunun sonucunun iade yargılamasında beklenmesi gerektiğini belirtmiştir (1. CD, 2016/1692 E.).