6706 sayılı Kanun m.10/4'te düzenlenen 'hususilik' (speciality) ilkesi nedir ve iade yargılaması sürecindeki önemi nedir? Yargıtay içtihatlarına göre, iade talep eden devletin bu ilkeye uyacağına dair taahhütte bulunmaması, iade kararını nasıl etkiler?
'Hususilik' ilkesi, iade edilen bir kişinin, ancak iade kararına dayanak teşkil eden suçlardan dolayı yargılanabileceğini veya mahkum olduğu cezanın infaz edilebileceğini ifade eder. Bu ilke, kişinin iade edildiği ülkede beklemediği başka suçlamalarla karşılaşmasını önleyen temel bir güvencedir. 6706 sayılı Kanun'un 10/4. maddesi ve SİDAS'ın 14. maddesi bu ilkeyi düzenler. Yargıtay'ın müstakar kararlarına göre (örn: 11. CD, 2023/730 E.; 10. CD, 2021/3189 K.), hususilik kuralı iadenin bir ön şartıdır. İade talep eden devletin, iade edilecek kişiyi başka suçlardan yargılamayacağına veya cezasını infaz etmeyeceğine dair taahhütte bulunması gerekir. Uygulamada, iade talep eden devletin SİDAS'a taraf olması bu taahhüdü zımnen içerdiği kabul edilse de, Yargıtay kararlarında genellikle iade kararında 'kişinin iadesi halinde ancak iade kararına dayanak teşkil eden suçlardan dolayı yargılanabileceğinin' açıkça belirtilmesi, bir bozma nedeni olmaması için aranmaktadır. Eğer iade talep eden devletten bu yönde bir taahhüt alınmamışsa veya kararda bu şerh düşülmemişse, Yargıtay bu durumu bir bozma nedeni olarak görmektedir.