CMK m. 176/4'te belirtilen bir haftalık süreye uymak amacıyla, mahkemenin iddianameyi tebliğ ettikten sonra duruşmayı bir hafta ve bir gün sonraya bırakması, ancak tebligatın PTT'deki gecikme nedeniyle duruşmadan sadece iki gün önce sanığa ulaşması durumunda, süre şartı yerine gelmiş sayılır mı?
Hayır, yerine gelmiş sayılmaz. CMK m. 176/4'teki süre, 'çağrı kağıdının tebliğiyle duruşma günü arasında' en az bir hafta bulunmasını gerektirir. Sürenin başlangıcı, mahkemenin tebligatı çıkardığı tarih değil, tebligatın muhataba (sanığa) fiilen ulaştığı, yani 'tebliğ edildiği' tarihtir. Tebligat Kanunu'na göre tebliğ, usulüne uygun olarak yapıldığında tamamlanmış olur. Olaydaki gibi, PTT'deki bir gecikme nedeniyle tebligat duruşmadan sadece iki gün önce sanığa ulaşmışsa, tebliğ tarihi o tarihtir ve bu tarih ile duruşma günü arasında bir haftalık süre bulunmamaktadır. Bu durumda mahkeme, ya duruşmayı ertelemeli ya da CMK m. 190/2 uyarınca sanığa 'duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı' olduğunu hatırlatmalıdır. Bu yapılmadan yargılamaya devam edilmesi, savunma hakkının kısıtlanmasıdır.