6706 sayılı Kanun m. 11/4'te, iadenin orantısız mağduriyet yaratacağı haller sayılırken 'iadesi talep edilen kişinin, talep tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış olması' hali de belirtilmiştir. Bu durum, çocuğun üstün yararı ilkesiyle nasıl bir ilişki kurmaktadır?
Bu hüküm, uluslararası çocuk hakları hukukunun temel taşı olan 'çocuğun üstün yararı' ilkesinin, iade hukukundaki doğrudan bir yansımasıdır. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesi, çocukları ilgilendiren tüm faaliyetlerde çocuğun üstün yararının temel düşünce olacağını amirdir. 6706 sayılı Kanun'daki bu düzenleme, iade yargılaması yapan mahkemeye, iadeye konu fiilin ağırlığı ne olursa olsun, eğer iadesi istenen kişi 18 yaşından küçükse, bu durumu iadenin reddi için tek başına yeterli olabilecek kadar önemli bir kişisel hal olarak değerlendirme imkanı tanır. Mahkeme, çocuğun iade edilmesi halinde karşılaşabileceği olumsuzlukları (yargılama süreci, ceza infaz koşulları, ailesinden ve sosyal çevresinden koparılması) ve bunun onun gelişimi üzerindeki etkilerini dikkate alarak, çocuğun üstün yararının iade edilmemesini gerektirdiği sonucuna varabilir. Bu, devletin çocuğu koruma ve onun gelişimini sağlama yönündeki pozitif yükümlülüğünün bir gereğidir ve fiilin ağırlığı ile çocuğun mağduriyeti arasında bir orantı kurulmasını zorunlu kılar.