Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/62 E. sayılı kararında, siyasetçilere yönelik eleştirinin sınırlarının daha geniş olduğu belirtilmiştir. Bu ilke, sıradan bir vatandaşın aynı ifadeleri kullanması durumunda, ifadenin hakaret olarak nitelendirilme olasılığını artırır mı?
Evet, artırabilir. Yargıtay'ın ve AİHM'in içtihatlarında, ifadenin niteliği kadar, ifadeyi kullanan kişinin sıfatı ve ifadenin söylendiği bağlam da önemlidir. Bir siyasetçinin, siyasi rakibine yönelik olarak siyasi bir tartışma ortamında kullandığı sert ifadeler, 'siyasi eleştiri' ve 'ifade özgürlüğü' kapsamında daha geniş bir korumadan yararlanır. Çünkü siyasetçilerin kamuyu ilgilendiren konularda birbirlerini sert bir dille eleştirmesi, demokratik sürecin bir parçası olarak görülür. Ancak, aynı ifadelerin, herhangi bir kamusal tartışma bağlamı olmaksızın, sırf kişisel husumetle veya aşağılama kastıyla sıradan bir vatandaş tarafından kullanılması, ifadenin 'eleştiri' niteliğini zayıflatır ve 'hakaret' olarak nitelendirilme olasılığını artırır. Mahkeme, ifadenin bir kamu yararı tartışmasına katkı sunup sunmadığını, yoksa sadece kişisel bir saldırı niteliği mi taşıdığını değerlendirirken, ifadeyi kullananın kimliğini ve amacını da dikkate alacaktır. Dolayısıyla, failin sıfatı, ifadenin hukuki nitelendirmesinde önemli bir faktördür.