Danıştay 4. Dairesi'nin 2009/9359 E. sayılı kararında, vergi inceleme elemanına ibraz edilmeyen defter ve belgelerin, 'kanıt olma değerini yitirdiği' belirtilmiştir. Bu ifadenin hukuki anlamı nedir ve bu belgeler neden mahkemede delil olarak kabul edilmemektedir?
Bu ifadenin hukuki anlamı, söz konusu defter ve belgelerin, vergilemeye esas alınacak güvenilirlikte ve hukuki geçerlilikte olmadıklarıdır. Vergi hukukunda defter ve belgeler, 'doğruluk karinesi'nden yararlanır; yani usulüne uygun tutuldukları sürece, içerdikleri işlemlerin doğru olduğu varsayılır. Ancak bu karine, mutlak değildir. Bu karinenin geçerli olabilmesi için, belgelerin devletin denetimine açık olması gerekir. Vergi Usul Kanunu, mükellefe bu belgeleri istendiğinde idarenin incelemesine sunma yükümlülüğü getirmiştir. Mükellef, bu yükümlülüğünü mücbir bir sebep olmaksızın yerine getirmediğinde, belgelerin içeriğinin gerçek olup olmadığının idare tarafından (karşıt inceleme, fiili envanter vb. yöntemlerle) denetlenmesini engellemiş olur. Denetime kapatılan bir belge, artık güvenilirliğini ve ispat gücünü, yani 'kanıt olma değerini' yitirir. Mahkemenin bu denetimi yapma yetkisi ve olanağı bulunmadığından (bu idarenin işidir), kanıt değerini yitirmiş bu belgeleri, sonradan sunulsa bile, davacı lehine bir karara dayanak yapması, vergilendirmenin temel ilkelerine ve yerindelik denetimi yasağına aykırı olur.