YCGK'nın 2016/1174 E. sayılı kararının gerekçesinde, 5237 sayılı TCK'ya göçmen kaçakçılığı suçunun eklenmesinin, 'Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi' ve eki olan Protokol hükümlerinin bir gereği olduğu belirtilmiştir. Bu durum, TCK m. 79'un yorumlanmasında uluslararası hukukun rolünü nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289215

Bu durum, TCK m. 79'un yorumlanmasında uluslararası hukukun ve özellikle ilgili BM Sözleşmesi ve Protokolü'nün (Palermo Sözleşmesi ve Göçmen Kaçakçılığı Protokolü) birincil bir yorum kaynağı olarak kullanılması gerektiğini gösterir. Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bir kanun maddesi, belirli bir uluslararası sözleşmenin gereğini yerine getirmek için düzenlenmişse, o kanun maddesindeki kavramların (örneğin 'göçmen kaçakçılığı', 'maddi menfaat', 'yasa dışı giriş') yorumlanmasında, ilgili sözleşmedeki tanımlar ve sözleşmenin amacı (ruh) dikkate alınmalıdır. Bu, bir 'uygun yorum' (conform interpretation) ilkesidir. Dolayısıyla, TCK m. 79'un uygulanmasında bir tereddüt yaşandığında, mahkemeler ve Yargıtay, sadece TCK metnine değil, aynı zamanda Palermo Sözleşmesi ve ilgili protokolün hükümlerine ve bu sözleşmeleri yorumlayan uluslararası belgelere de başvurarak, maddenin amacına en uygun yorumu yapmakla yükümlüdür. Bu, ulusal hukukun uluslararası hukukla uyumlu bir şekilde uygulanmasını sağlar.