Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/1480 E. sayılı kararında, hakaret suçundan ceza belirlenirken TCK m. 3/1'deki orantılılık ilkesinin yanı sıra, TCK m. 61'deki 'cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi' ölçütlerinin de dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bu iki ilke arasındaki ilişki nedir?
Bu iki ilke birbiriyle sıkı bir ilişki içindedir ve birbirini tamamlar. TCK m. 61, hakime temel cezayı belirlerken dikkate alması gereken somut kriterleri (suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zaman ve yer, önemi ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik) sayarak, cezanın bireyselleştirilmesi için bir yol haritası sunar. TCK m. 3/1'deki orantılılık ilkesi ise, bu yol haritasının uygulanmasında hakime yol gösteren temel felsefedir. Yani, hakim TCK m. 61'deki kriterleri değerlendirirken, bu değerlendirmenin sonucunda ortaya çıkacak olan cezanın, işlenen fiilin ağırlığıyla 'orantılı' olmasını sağlamak zorundadır. Orantılılık, cezanın bireyselleştirilmesi sürecinin (TCK m. 61'in uygulanmasının) nihai hedefi ve denetim ölçütüdür. Biri (m. 61) yöntemi, diğeri (m. 3/1) ise o yöntemin ulaşması gereken amacı ve ilkeyi belirler.