İYUK m. 20/A ve 20/B'de düzenlenen özel yargılama usullerinde, genel usulden farklı olarak, Danıştay'ın temyiz üzerine verdiği kararların 'kesin' olmasının, Anayasa'da güvence altına alınan 'kanun yollarına başvurma hakkı' açısından değerlendirmesi nasıl yapılabilir?
Bu durum, kanun yollarına başvurma hakkına bir sınırlama getirmekle birlikte, Anayasal sınırlar içinde kaldığı savunulabilir. Anayasa, hak arama özgürlüğünü ve kanun yollarını güvence altına alır, ancak her karar için sonsuz sayıda kanun yolu öngörmeyi zorunlu kılmaz. Kanun koyucunun, usul ekonomisi, davaların makul sürede bitirilmesi ve hukuki istikrarın sağlanması gibi meşru amaçlarla, kanun yollarını (örneğin karar düzeltme yolunu kapatarak) sınırlandırma yetkisi vardır. İYUK m. 20/A ve 20/B'deki davaların ivedi niteliği, bu sınırlama için meşru bir sebep oluşturur. Kararların 'kesin' olması, bir üst mahkeme olan Danıştay'ın denetiminden geçtikten sonra, bir de karar düzeltme aşamasıyla sürecin uzatılmasını önlemeyi amaçlar. Tarafların ilk derece ve temyiz olmak üzere iki dereceli bir yargı denetiminden geçmiş olmaları, kanun yoluna başvurma hakkının özüne dokunulmadığı şeklinde yorumlanabilir. Dolayısıyla, bu düzenleme, hakkın özünü zedelemeyen, orantılı bir sınırlama olarak kabul edilebilir.