YCGK'nın 2016/1174 E. sayılı kararında, iletişimin tespiti tutanaklarının Arapça olduğu ve kimliği belirsiz polislerce çevrildiği belirtilmiştir. Bu durum, CMK'nın 217. maddesindeki 'delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkesini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289175

'Delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkesi, mahkemenin, kararını, bizzat duruşmaya getirilmiş, tarafların önünde tartışılmış ve aracısız olarak incelediği delillere dayandırmasını gerektirir. YCGK kararındaki olayda, delilin aslı (Arapça ses kaydı), mahkeme tarafından doğrudan algılanamamaktadır. Mahkeme, bu delile ancak bir 'araç' (tercüme) vasıtasıyla ulaşabilmektedir. Bu aracın (tercümanın) güvenilir, tarafsız ve uzman olması, doğrudan doğruyalık ilkesinin zedelenmemesi için hayati önem taşır. Kimliği, uzmanlığı ve tarafsızlığı belli olmayan kişilerce yapılan bir çeviri, delilin aslının içeriğini doğru ve güvenilir bir şekilde mahkemenin bilgisine sunmaz. Bu durum, delilin kendisini şüpheli ve denetime elverişsiz hale getirir. Mahkeme, bu şekilde 'dolaylı' ve 'güvenilmez' hale gelmiş bir delile dayanarak hüküm kuramaz. Bu nedenle YCGK, usulüne uygun bir bilirkişi-tercüman incelemesi yapılmadan bu delilin kullanılamayacağına karar vererek, doğrudan doğruyalık ilkesinin bir gereğini yerine getirmiştir.