İYUK m. 20/A(2)(e) ve 20/B(1)(d) maddeleri, ivedi yargılama ve sınav davalarında yürütmenin durdurulması kararlarına itiraz yolunu kapatmıştır. Bu durum, Anayasa'nın 125. maddesindeki 'idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir' hükmüyle ve etkili başvuru hakkıyla çelişir mi?
Bu konu anayasa hukuku açısından tartışmalıdır. Bir görüşe göre, Anayasa m. 125'te yürütmenin durdurulması bir hak olarak düzenlenmiş olup, bu hakka ilişkin kararlara karşı bir denetim yolunun (itiraz) tamamen kapatılması, hakkın özünü zedeleyebilir ve etkili başvuru hakkını (Anayasa m. 40) ihlal edebilir. Yürütmenin durdurulması talebinin reddi halinde, dava sonuna kadar oluşacak telafisi imkansız zararları önleyecek başka bir mekanizma kalmamaktadır. Diğer bir görüşe göre ise, kanun koyucunun usul kurallarını düzenleme yetkisi vardır. Bu özel yargılama usullerinin amacı, davaları çok hızlı bir şekilde nihai karara bağlamaktır. Temyiz sürelerinin çok kısa tutulması ve Danıştay'ın dosyayı hızla karara bağlama yükümlülüğü, yürütmenin durdurulması kararının hatalı olması halinde bile, bu hatanın kısa sürede nihai kararla düzeltileceği varsayımına dayanır. Bu nedenle, itiraz yolunun kapatılmasının, yargılamanın hızıyla hedeflenen kamu yararı karşısında orantılı bir sınırlama olduğu savunulabilir. Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda vereceği bir karar, konuyu netleştirecektir. Ancak mevcut düzenleme, etkili başvuru hakkı açısından eleştiriye açıktır.