CMK m. 176/4 ve 190/2'ye aykırılık nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle verilen Yargıtay bozma kararları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) nezdinde Türkiye aleyhine açılabilecek bir adil yargılanma hakkı ihlali davasını önleyici (etkili bir iç hukuk yolu) niteliğinde midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #289078

Evet, kural olarak önleyici niteliktedir. AİHM, bir hak ihlali iddiasıyla önüne gelen başvuruyu incelerken, öncelikle iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine bakar. Eğer ulusal yargı sistemi (bu örnekte Yargıtay), iddia edilen ihlali (savunma hakkının kısıtlanması) tespit edip, bu ihlali giderecek bir karar (bozma kararı vererek yeniden yargılama yolunu açma) vermişse, bu durum 'etkili bir iç hukuk yolu'nun varlığına işaret eder. Yargıtay'ın, CMK m. 176/4 ve 190/2'ye aykırılığı saptayarak hükmü bozması, ihlali ulusal düzeyde gidermiştir. Bu nedenle, sanığın AİHM'e yapacağı başvuru, 'iç hukuk yollarının tüketilmemesi' veya 'mağdur sıfatının ortadan kalkması' gerekçeleriyle kabul edilemez bulunabilir. Ancak, bozma sonrası yapılan yeniden yargılamada aynı veya başka bir ihlal gerçekleşirse, AİHM başvurusu o zaman mümkün hale gelir.