6706 sayılı Kanun m. 11/4'te belirtilen 'iadenin kişinin kendisini veya ailesini, fiilin ağırlığı ile orantısız şekilde mağdur edecek olması' hali, mahkemeye mutlak bir takdir yetkisi mi tanır, yoksa bu takdir yetkisinin sınırları var mıdır? Yargıtay'ın bu maddedeki 'orantılılık' denetimini nasıl yaptığını analiz ediniz.
Bu madde mahkemeye geniş bir takdir yetkisi tanımakla birlikte, bu yetki mutlak ve sınırsız değildir. Bu takdir yetkisi, 'orantılılık' ilkesi çerçevesinde kullanılmalıdır. Yargıtay, bu denetimi yaparken iki temel unsuru tartar: 1) İadeye konu fiilin ağırlığı, niteliği ve toplum için yarattığı tehlike. 2) İadenin, kişinin ve özellikle ailesinin (eş, çocuklar) temel hakları (aile hayatına saygı hakkı gibi) üzerindeki etkisi ve yaratacağı mağduriyetin derecesi. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 20.02.2023 tarihli kararında olduğu gibi, kişinin Türkiye'de uzun yıllardır yerleşik olması, köklü aile bağları kurması (evlilik, çocuklar, torunlar) gibi durumlar, iadenin yaratacağı mağduriyetin ağır basmasına neden olabilir. Mahkeme, bu iki unsuru somut olayın özelliklerine göre karşılaştırmalı ve iadenin sonuçlarının, suçun ağırlığına göre orantısız bir sertlik yaratıp yaratmadığını gerekçeli olarak ortaya koymalıdır. Takdir hakkının keyfi değil, bu dengelemeye dayalı ve gerekçeli kullanılması gerekir.