CMK m. 176/3'e göre tutuklu sanığa duruşma gününün tebliği işleminin cezaevi katibi huzurunda yapılması öngörülmüştür. Bu işlemin başka bir personel (örneğin infaz koruma memuru) tarafından yapılması, Yargıtay tarafından nasıl değerlendirilir? Bu durum tek başına bozma nedeni midir?
CMK m. 176/3'te 'cezaevi kâtibi veya bu işle görevlendirilen personel' ifadesi yer almaktadır. Bu ifade, işlemin ille de cezaevi katibi tarafından yapılması zorunluluğu olmadığını, ceza infaz kurumu idaresi tarafından bu işle özel olarak görevlendirilmiş başka bir personelin de bu işlemi yapabileceğini göstermektedir. Dolayısıyla, işlemin yetkili bir infaz koruma memuru tarafından usulüne uygun olarak (tutanak tutularak, sanığın savunma hazırlığına ilişkin beyanı alınarak) yapılması, tek başına bir usul ihlali oluşturmaz. Yargıtay'ın odaklandığı nokta, işlemin şeklen kimin tarafından yapıldığından çok, kanunun aradığı güvencelerin (sanığın bilgilendirilmesi, savunma hazırlığı için beyanının alınması, tutanak düzenlenmesi) fiilen sağlanıp sağlanmadığıdır. Eğer bu güvenceler sağlanmışsa, işlemin infaz koruma memuru tarafından yapılmış olması bozma nedeni olarak görülmeyebilir. Ancak, kanunun ruhuna en uygun olanı, bu tür adli tebligat ve işlem niteliğindeki görevlerin bu konuda eğitilmiş cezaevi katipleri tarafından yapılmasıdır.