Bir ceza davasında, iddianamenin sanığa CMK m. 176 uyarınca tebliğ edilmemesi, ancak sanığın duruşmaya müdafii ile birlikte katılarak savunmasını yapması ve süre talebinde bulunmaması halinde, savunma hakkının kısıtlandığından bahsedilebilir mi?
Bu durum tartışmalı olmakla birlikte, Yargıtay'ın katı yorumuna göre evet, savunma hakkının kısıtlandığından bahsedilebilir. Yargıtay, iddianamenin tebliğini ve aradaki bir haftalık süreyi, sanığın savunmasını 'etkin' bir şekilde hazırlayabilmesi için vazgeçilmez bir güvence olarak görmektedir. Sanığın duruşmaya müdafii ile gelmesi, savunma hakkını kullandığı anlamına gelse de, bu savunmanın yeterli hazırlık yapılarak mı, yoksa hazırlıksız mı yapıldığı sorusunu gündeme getirir. Kanun, sanığa düşünme ve hazırlık yapma imkanı tanımak istemiştir. CMK m. 190/2'nin mahkemeye 'duruşmaya ara verilmesini isteme hakkını hatırlatma' yükümlülüğü getirmesi de bu yüzdendir. Sanık ve müdafii, bu hak kendilerine hatırlatılmadığı için bu yönde bir talepte bulunmamış olabilirler. Yargıtay, genellikle bu tür durumlarda, kanunun emredici hükmüne uyulmamasını ve hakkın hatırlatılmamasını, sanığın zımni muvafakatine bakmaksızın mutlak bir bozma nedeni olarak görmektedir (örn: Yargıtay 16. CD, 2017/2645 E.).