Göçmen kaçakçılığı suçuna ilişkin YCGK kararında (E. 2016/1174), suçun 'soyut tehlike suçu' olarak nitelendirilmesi ne anlama gelmektedir? Suçun oluşması için göçmenlerin fiilen bir zarar görmesi gerekir mi?
Suçun 'soyut tehlike suçu' olarak nitelendirilmesi, suçun tamamlanması için somut bir zararın veya tehlikenin meydana gelmesinin aranmadığı anlamına gelir. YCGK kararının gerekçe bölümünde, 'Bu suçun oluşması için, suça konu göçmenlerin herhangi bir zarar görmeleri, ölmeleri, yaralanmaları, fiziksel acı çekmeleri gerekli değildir. Bu nedenle anılan suç, bir zarar suçu değil, soyut tehlike suçu görünümündedir.' denilmektedir. Kanun koyucu, göçmen kaçakçılığı eylemlerini (ülkeye sokma, ülkede kalmaya imkan sağlama, yurtdışına çıkmaya imkan sağlama) bizatihi tehlikeli kabul etmiş ve bu eylemlerin yapılmasıyla suçun tamamlanacağını öngörmüştür. Eylemin sonucunda göçmenlerin sağlıklarının bozulması, mallarını kaybetmeleri veya hayatlarını yitirmeleri gibi bir neticenin gerçekleşmesi, suçun oluşumu için şart değildir. Bu neticeler gerçekleşirse, duruma göre fikri içtima (örn. TCK m. 87/4) veya başka suçlardan (dolandırıcılık, kasten yaralama/öldürme) ayrıca sorumluluk gündeme gelebilir. Ancak TCK m. 79'daki suç, bu zararlar ortaya çıkmadan, sırf eylemin icrasıyla tamamlanmış olur.