CMK m. 176 uyarınca usulüne uygun iddianame tebliği yapılmadan, sanık hakkında zorla getirme kararı çıkartılıp CMK m. 190'daki hakları da hatırlatılmadan sorgusunun yapılması, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/2645 E. sayılı kararında nasıl bir sonuç doğurmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #288955

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, bu durumu 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak nitelendirmiş ve hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermiştir. Kararda, CMK m. 176'ya göre iddianamenin çağrı kağıdı ile sanığa tebliğ edilmesi ve tebliğ ile duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiği, bu süreye uyulmaması halinde ise CMK m. 190/2 uyarınca sanığa 'duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı' olduğunun hatırlatılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu usuli güvencelere uyulmadan, sanık hakkında doğrudan zorla getirme kararı çıkarılması ve hakları hatırlatılmadan sorgusunun yapılması, sanığın savunma hakkını etkin bir şekilde kullanmasını engellemiş, bu nedenle adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. Bu, esasa girilmeden dahi hükmün bozulmasını gerektiren önemli bir usul hatasıdır.