TCK m. 299'da korunan hukuki değerin, Cumhurbaşkanının kişisel şerefi mi yoksa Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığı mı olduğu yönündeki doktrinal tartışma, Yargıtay kararlarında nasıl bir çözüme kavuşturulmuştur?
Yargıtay kararlarında bu konuda karma bir yaklaşım benimsenmiştir. Bir yandan, Ceza Genel Kurulu'nun 2017/1106 E. sayılı kararında 'Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır' denilerek suçun kişisel şerefi koruduğu belirtilmiştir. Ancak, 16. Ceza Dairesi'nin 2016/6928 E. sayılı kararında ise 'Cumhurbaşkanına hakaret suçu, kişilere ve şerefe karşı suçlar içerisinde değil Devlete karşı işlenmiş suçlar bölümünde düzenlenerek Devleti temsil eden Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığının korunması amaçlanmıştır. ... suçla korunan ve bu sebeple ihlal edilen hukuki değer devletin siyasal iktidar yapısıdır' ifadeleriyle makamın saygınlığının ve devletin itibarının korunduğu vurgulanmıştır. Bu iki yaklaşım birleştirildiğinde, Yargıtay'ın TCK m. 299 ile hem Cumhurbaşkanının kişisel şeref ve saygınlığını hem de onun şahsında temsil edilen devletin ve makamın itibarını korumayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Suçun 'Devlete Karşı Suçlar' bölümünde düzenlenmesi, ikinci unsurun ağır bastığını göstermektedir.