6706 sayılı Kanun m. 11/1-d, 'iade talebine konu fiilin, özellikle ırk, din, vatandaşlık, etnik köken, belirli bir sosyal gruba mensubiyet veya siyasi görüşler sebebiyle bir kişi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasına ya da bu kişinin cezasının ağırlaştırılmasına yönelik olduğuna dair kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması' halinde iadenin reddedileceğini düzenler. Bu hükmün, 'geri gönderme yasağı' (non-refoulement) ilkesiyle ilişkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #288563

Bu hüküm, uluslararası mülteci ve insan hakları hukukunun temel taşı olan 'geri gönderme yasağı' (non-refoulement) ilkesinin, iade hukuku alanındaki en önemli yansımalarından biridir. Geri gönderme yasağı, bir kişinin işkence, zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz kalacağı veya hayatının ya da özgürlüğünün ırk, din, vatandaşlık, belirli bir sosyal gruba mensubiyet veya siyasi görüşleri nedeniyle tehdit altında olacağı bir ülkeye hiçbir şekilde gönderilememesini ifade eder. 6706 sayılı Kanun m. 11/1-d, bu ilkeyi iade süreci için somutlaştırmaktadır. Bu hüküm, iade talebinin görünürde adi bir suçla ilgili olsa bile, altında yatan asıl amacın, kişiyi yasaklanmış bu nedenlerle cezalandırmak veya ona zulmetmek olduğuna dair 'kuvvetli şüphe' bulunması halinde iadeyi engeller. Yani, iade talebi bir 'bahane' (pretext) olarak kullanılıyorsa, Türkiye bu hukuka aykırı amaca alet olmayacaktır. Ağır Ceza Mahkemesi, iade yargılaması sırasında, iadesi istenen kişinin bu yöndeki iddialarını ciddiyetle araştırmalı, talep eden ülkedeki insan hakları durumu, benzer davalardaki uygulamalar ve somut olaya ilişkin sunulan delilleri değerlendirerek bir karar vermelidir. Bu, iadenin sadece şekli bir işlem olmadığını, aynı zamanda temel insan haklarını koruyan bir denetim mekanizması içerdiğini gösterir.