CMK m. 176/4'te düzenlenen bir haftalık savunma hazırlık süresi, sadece sanığın ilk sorgusu için mi geçerlidir, yoksa yargılamanın ilerleyen aşamalarında (örneğin ek savunma hakkı tanındığında) da uygulanması gereken bir ilke midir?
CMK m. 176/4, lafzı itibarıyla, iddianamenin tebliği ile ilk duruşma arasındaki süreyi düzenlemektedir. Ancak bu kuralın temelindeki 'savunma için yeterli zamana sahip olma' ilkesi, yargılamanın tüm aşamaları için geçerlidir. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında, örneğin dava konusu fiilin hukuki niteliğinin değişme ihtimali doğduğunda, mahkemenin CMK m. 226 uyarınca sanığa 'ek savunma hakkı' tanıması gerekir. Bu ek savunma hakkı, sadece sanığa 'diyecekleriniz var mı?' demekten ibaret değildir. Adil yargılanma hakkı gereğince, sanığa ve müdafiine yeni duruma karşı savunmalarını hazırlayabilmeleri için makul ve yeterli bir süre verilmesi gerekir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2015/1434 E. sayılı kararında, mahkemenin ek savunma hakkı tanıdığı ve sanığın süre talep etmesi üzerine 'ek savunmasını sunmak için sanığa uygun bir süre verildiği' belirtilerek bu uygulamanın doğruluğu teyit edilmiştir. Dolayısıyla, CMK m. 176/4'teki bir haftalık süre doğrudan uygulanmasa da, o kuralın arkasındaki 'yeterli süre' ilkesi, ek savunma hakkı tanınırken de kıyasen uygulanmalı ve sanığa makul bir hazırlık süresi verilmelidir. Bu sürenin verilmemesi, yine savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelecektir.