6706 sayılı Kanun m. 17'de düzenlenen rızaya dayalı iade usulünde, kişinin rızasının 'hür iradesine dayandığının' mahkeme tarafından tespit edilmesi gerekir. Mahkeme bu tespiti yaparken hangi hususları göz önünde bulundurmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #288538

Mahkemenin, kişinin iadeye rızasının hür iradesine dayandığını tespit ederken yüzeysel bir beyanla yetinmemesi, bu iradenin özgür ve bilinçli bir şekilde oluştuğuna dair bir kanaat edinmesi gerekir. Bu tespiti yaparken göz önünde bulundurması gereken hususlar şunlardır: 1) Müdafii Varlığı: Kişinin yanında mutlaka bir müdafi bulunmalıdır. Mahkeme, kişinin müdafisiyle yeterince görüşüp hukuki danışmanlık aldığından emin olmalıdır. 2) Bilgilendirme Yükümlülüğü: Mahkeme, kişiye iadenin sonuçlarını (iade edildiğinde yargılanacağı veya cezasını çekeceği, iade kararına karşı kanun yollarına başvuramayacağı vb.) açık ve anlayacağı bir dilde anlatmalıdır. 3) Baskı ve Zorlama Şüphesi: Mahkeme, kişinin herhangi bir baskı, tehdit, zorlama veya yanıltıcı vaat altında olup olmadığını araştırmalıdır. Kişinin tutukluluk koşulları, psikolojik durumu gibi faktörler bu değerlendirmede önemlidir. 4) Anlama Kapasitesi: Mahkeme, kişinin söylenenleri anlama kapasitesini (dil bilip bilmediği, zihinsel durumu vb.) gözlemlemelidir. Gerekirse bir tercüman yardımıyla iletişimin tam olarak kurulduğundan emin olmalıdır. 5) Tutanak: Tüm bu süreç, yani bilgilendirmenin yapıldığı, kişinin müdafisiyle görüştüğü ve sonuçları anladıktan sonra özgür iradesiyle rıza gösterdiği, duruşma tutanağına ayrıntılı bir şekilde geçirilmelidir. Bu unsurlar, rıza beyanının geçerliliğinin temelini oluşturur ve keyfi veya bilinçsiz bir rızanın önüne geçilmesini sağlar.