HMK m. 331/1 uyarınca, davanın konusuz kalması halinde, dava açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerine hükmedilirken, taraflardan birinin 'kötü niyet tazminatı' talep etmesi mümkün müdür ve mahkeme bu talebi nasıl değerlendirir?
Evet, teorik olarak mümkündür, ancak uygulaması nadirdir. Davanın konusuz kalması, tarafların kötü niyetli olmadığı anlamına gelmez. HMK m. 329'da düzenlenen kötü niyet tazminatı, davanın açılmasına veya savunmaya dayanak yapılan vakıaların doğru olmadığını bildiği halde, diğer tarafı aldatmak, yanıltmak veya haksız yere davayı uzatmak gibi amaçlarla hareket eden tarafa karşı hükmedilen bir yaptırımdır. Mahkeme, HMK m. 331/1 uyarınca haklılık durumunu incelerken, taraflardan birinin davanın açılmasına sadece haksız olarak değil, aynı zamanda 'kötü niyetli' olarak sebebiyet verdiğini tespit ederse, diğer tarafın talebi üzerine kötü niyet tazminatına da hükmedebilir. Örneğin, bir borçlunun, borcunu ödediğini bildiği halde alacaklıyı icra takibi ve itirazın iptali davası açmaya zorlaması ve dava açıldıktan sonra ödeme belgesini sunarak davayı konusuz bırakmaya çalışması kötü niyetli bir davranış olarak değerlendirilebilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2015/13781 E. sayılı kararında, mahkeme 'davalı alacaklı tarafın kötüniyetli olmadığı' gerekçesiyle tazminat talebini reddetmiş, ancak bu talebin incelenebileceğini zımnen kabul etmiştir. Değerlendirme, davanın açılmasına yol açan olaylardaki tarafların dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı davranışlarının varlığına bağlıdır.