İYUK m. 20/A-2-(i) uyarınca, Danıştay'ın ivedi yargılama usulüne tabi bir davada 'gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verme' yetkisinin, Anayasa'da düzenlenen 'kanun yoluna başvurma hakkı' ve 'iki dereceli yargılama' ilkesi açısından doğurabileceği tartışmaları analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #288531

Bu yetki, yargılamayı hızlandırma amacı taşısa da, 'iki dereceli yargılama' ilkesi ve 'kanun yoluna başvurma hakkı' açısından önemli tartışmalar doğurmaktadır. İki dereceli yargılama, ilk derece mahkemesi kararının hem maddi vakıalar hem de hukuki yönden bir üst mahkeme tarafından denetlenmesini güvence altına alır. Danıştay, bu yetkiyi kullandığında, fiilen bir 'ilk derece mahkemesi' gibi hareket ederek, daha önce hiç incelenmemiş delilleri toplamakta ve maddi vakıalar hakkında ilk kez bir karar vermektedir. Ancak Danıştay'ın bu kararı İYUK m. 20/A-2-(i) uyarınca 'kesin'dir. Bu durum, Danıştay'ın ilk kez tespit ettiği maddi vakıalara ve bu vakıalara dayanarak kurduğu hükme karşı tarafların bir kanun yoluna başvuramaması sonucunu doğurur. Yani, Danıştay'ın 'ilk ve son merci' olarak verdiği bu kararın, maddi veya hukuki bir hata içermesi durumunda denetleneceği başka bir mekanizma yoktur. Bu durum, AİHS'e Ek 7 No.lu Protokol'ün 2. maddesinde düzenlenen 'cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı' ilkesinin idari yargıdaki yansıması olan, kararların en az bir üst merci tarafından denetlenmesi hakkını zedeleyebilir. Kanun koyucu, ivedilik ve kamu yararını, bu davalarda iki dereceli yargılanma hakkına üstün tutmuş görünmektedir. Ancak bu, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı açısından eleştiriye açık bir düzenlemedir.