Bir sanık hakkında hem silahlı terör örgütü propagandası yapmak hem de Cumhurbaşkanına hakaret suçundan soruşturma yürütülmektedir. Savcılık, propaganda suçundan soruşturmaya devam ederken, hakaret suçundan soruşturmayı ayırarak (tefrik ederek) Adalet Bakanlığından izin talebinde bulunmuştur. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/511 E. sayılı kararında bu durum, hakaret suçunun değerlendirilmesinde nasıl bir rol oynamıştır?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/511 E., 2018/2459 K. sayılı kararında, sanığın aynı sözler nedeniyle iki ayrı suçtan soruşturulması, hakaret suçunun nitelendirilmesinde önemli bir faktör olarak dikkate alınmıştır. Sanığın paylaşımları ('Recep'i başkan yapmak', '400'de olur 500'de... Gelsin başkanlık sistemi de gününüzü görürsünüz' vb.) nedeniyle, savcılık hem terör örgütü propagandası (muhtemelen paylaşımların genel bağlamı nedeniyle) hem de Cumhurbaşkanına hakaret suçundan soruşturma açmıştır. Yargıtay, beraat kararını onarken, 'mağdurun konumu, aynı sözler sebebiyle sanıkla alakalı “silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak” suçundan ayrı bir soruşturmanın da yürütüldüğü nazara alındığında, [ifadelerin] “ağır eleştri kapsamında kalan, saygı sınırlarını aşan, nezaket dışı ifadeler olduğu, hakaret ve sövme kapsamında değerlendirilemeyeceği”' şeklinde bir gerekçe kullanmıştır. Bu ifade, Yargıtay'ın, sözlerin asıl amacının veya bağlamının, kişisel bir hakaretten ziyade, siyasi bir propaganda veya sert bir siyasi eleştiri olabileceğini değerlendirdiğini göstermektedir. Ayrı bir propaganda soruşturmasının varlığı, ifadelerin siyasi bir zeminde söylendiğine dair güçlü bir karine olarak kabul edilmiş ve bu durum, sözlerin 'ağır eleştiri' olarak yorumlanmasını kolaylaştırmıştır. Bu, ifadenin söylendiği bağlamın ve failin olası amacının, suçun nitelendirilmesindeki önemini ortaya koyan bir örnektir.