Cumhurbaşkanına ait bir fotoğrafın üzerine 'Unuttun sen ey kalleş, tevhid ehli dedeni.' yazan bir gönderiyi paylaşan kişi hakkında verilen beraat kararının, Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından onanmasının (2024/780 E.) ardındaki temel hukuki mantık nedir? Fotoğrafın varlığı 'matufiyet' unsurunu sağlamasına rağmen neden suç oluşmamıştır?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2024/780 E., 2024/1120 K. sayılı kararında, Cumhurbaşkanı fotoğrafının kullanılması, ifadenin kime yönelik olduğunu (matufiyet unsurunu) şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Ancak suçun oluşması için sadece matufiyet yeterli değildir; aynı zamanda kullanılan ifadenin 'hakaret' niteliğinde olması gerekir. Yargıtay bu kararda, 'kalleş' kelimesinin TDK anlamı itibarıyla onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta bir sövme veya somut fiil isnadı olmadığına, siyasi bir bağlamda kullanıldığında 'ağır eleştiri' sınırları içinde kaldığına hükmetmiştir. Kararın ardındaki temel hukuki mantık şudur: TCK m. 299, Cumhurbaşkanını eleştiriden muaf kılmaz. Siyasetçiler, görevleri nedeniyle sert, rahatsız edici ve hatta nezaket dışı eleştirilere daha fazla katlanmak zorundadır. Bir ifadenin suç oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken, sadece kime yönelik olduğuna değil, içeriğinin hukuken 'hakaret' tanımına girip girmediğine bakılır. Bu olayda Yargıtay, kullanılan ifadenin içeriğini hakaret olarak nitelendirmemiş, bu nedenle matufiyet unsuru gerçekleşmiş olsa bile suçun maddi unsurunun (hakaret fiili) oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararını hukuka uygun bulmuştur.