HMK m. 331/2'nin son cümlesi gereğince, görevsizlik kararı sonrası davaya devam edilmemesi halinde davalının yargılama gideri talebinde bulunabilmesi için bir süre öngörülmüş müdür? Bu talebin zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda ne söylenebilir?
HMK m. 331/2'de, davalının bu talebi ne kadar süre içinde yapması gerektiğine dair açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durum, doktrinde ve uygulamada tartışmalara yol açmıştır. Ancak genel kabul gören görüş, bu talebin genel zamanaşımı kurallarına tabi olduğudur. Davalının yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi, niteliği itibarıyla bir 'alacak hakkı'dır. Bu hakkın doğduğu an, davacının davaya devam etme süresinin (HMK m. 20 uyarınca 2 hafta) dolduğu ve davanın açılmamış sayılma durumunun kesinleştiği andır. Bu tarihten itibaren, davalının bu alacağını talep etmek için Türk Borçlar Kanunu'nda öngörülen genel zamanaşımı süresinin (genellikle 10 yıl) işlemeye başlayacağı kabul edilebilir. Kanunda özel bir hak düşürücü süre öngörülmediği için, bu hakkın belirli bir kısa süre içinde kullanılmaması, hakkın kaybına yol açmaz. Ancak, hakkın kötüye kullanılması yasağı (TMK m. 2) çerçevesinde, davalının bu talebini makul bir süre içinde ileri sürmesi beklenir. Yine de, yasal bir boşluk olduğu ve bu konunun içtihatlarla daha da netleştirilmesi gerektiği söylenebilir.