Danıştay, bir vergi davasında mükellefin defter ve belgelerini ibraz etmemesi halinde, İYUK m. 20'deki re'sen araştırma ilkesini neden uygulamamaktadır? Bu durumun altında yatan 'ispat külfeti' ve 'denetim hakkı' arasındaki dengeyi açıklayınız.
Danıştay'ın bu yaklaşımının temelinde, re'sen araştırma ilkesinin, mükellefin yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesini meşrulaştıran bir araca dönüşmesini engelleme amacı yatar. Denge şu şekilde kurulur: 1) İspat Külfeti: Vergi hukukunda, beyan edilen matrahın doğruluğunu ispat külfeti esasen mükellefe aittir. Bu ispatın temel aracı da usulüne uygun tutulmuş defter ve belgelerdir. Mükellef, bu belgeleri Vergi Usul Kanunu uyarınca inceleme elemanına ibraz etmekle yükümlüdür. 2) İdarenin Denetim Hakkı: Vergi idaresinin, defter ve belgeler üzerinden inceleme ve karşıt inceleme yaparak beyanların doğruluğunu denetleme yetkisi, vergi sisteminin temelidir. Mükellefin, hiçbir mücbir sebep olmaksızın belgeleri ibraz etmemesi, bu denetim hakkını kasten engellemesi anlamına gelir. 3) Yargının Rolü: Danıştay 3. Daire'nin 2013/9693 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, idari yargının görevi, idarenin yaptığı bu denetimin hukuka uygunluğunu kontrol etmektir; idarenin yerine geçerek denetim yapmak değildir. Eğer mahkeme, idareye sunulmayan belgeleri alıp incelerse, idarenin yapamadığı bir denetimi yapmış ve onun yerine geçmiş olur. Bu durum, 'yerindelik denetimi yasağı'na aykırıdır. Sonuç olarak Danıştay, mükellefin denetimden kaçırdığı belgelerin yargı yoluyla aklanmasına izin vermeyerek, idarenin denetim hakkını ve vergi sisteminin işlerliğini korumaktadır. Re'sen araştırma ilkesi, tarafların yasal yükümlülüklerini ortadan kaldıran bir ilke değildir.