6706 sayılı Kanun m. 11/4'te belirtilen 'iadenin kişinin kendisini veya ailesini, fiilin ağırlığı ile orantısız şekilde mağdur edecek olması' hali nasıl bir dengelemeyi gerektirir? Yargıtay'ın bu maddedeki 'uzun zamandan beri Türkiye'de bulunma' ve 'evli bulunma' unsurlarını yorumlayışını bir kararla örneklendiriniz.
Bu hüküm, mahkemeye, iade talebinin hukuki şartları oluşsa bile, iadenin insan hakları ve orantılılık ilkesi açısından doğuracağı sonuçları değerlendirme yetkisi vermektedir. Dengeleme, iadeye konu 'fiilin ağırlığı' ile iadenin kişi ve ailesi üzerinde yaratacağı 'mağduriyet' arasında yapılır. Fiil ne kadar ağırsa, kişisel ve ailevi durumların iadeyi engellemesi o kadar zorlaşır; fiil ne kadar hafifse, mağduriyetin önemi o kadar artar. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 06.03.2023 tarihli, 2023/730 E. sayılı kararında bu ilkenin bir uygulaması görülmektedir. Kararda, iadesi talep edilen kişinin bir Türk vatandaşı ile evlendiğinin anlaşılması üzerine, mahkemenin, 'iadesi talep edilen kişinin ailevi durumu ile alakalı araştırma yapıldıktan sonra, belirtilen düzenleme uyarınca bir değerlendirme yapılmak suretiyle iade talebinin kabul edilebilir olup olmadığına karar verilmesi gerektiği' belirtilmiştir. Bu karar, 'evli bulunma' halinin tek başına iadeye engel olmadığını, ancak mahkemenin bu evliliğin niteliğini, ailenin durumunu araştırması ve bu durumu fiilin ağırlığıyla tartarak orantılılık denetimi yapması gerektiğini göstermektedir. 'Uzun zamandan beri Türkiye'de bulunma' da benzer şekilde kişinin Türkiye'deki sosyal, ekonomik ve kültürel bağlarının derinliğini ifade eder ve bu bağların koparılmasının yaratacağı mağduriyet de aynı denge testine tabi tutulur.