Ceza Muhakemesi Hukukunda, iddianamenin okunmaması her zaman savunma hakkının kısıtlanması anlamına mı gelir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/9-1467 E. sayılı kararında geliştirdiği 'hükme etki etmeyen nispi hukuka aykırılık' doktrinini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #288496

Hayır, iddianamenin okunmaması her zaman savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelmez. YCGK'nin 2012/9-1467 E. sayılı kararında bu konuda önemli bir içtihat geliştirilmiştir. Kurul, hukuka aykırılıkları 'mutlak' ve 'nispi' olarak ikiye ayırmaktadır. Mutlak hukuka aykırılıklar (CMK m. 289'da sayılanlar), varlığı halinde hükmün sonucunu etkileyip etkilemediğine bakılmaksızın bozma nedeni olan ağır usul ihlalleridir. İddianamenin okunmaması bu listede yer almaz. Bu nedenle bu, 'nispi bir hukuka aykırılık'tır. Nispi hukuka aykırılıkların bozma nedeni olabilmesi için 'hükmün esasına etki etmiş' olması, yani o hata olmasaydı hükmün farklı olabileceğinin anlaşılması gerekir. YCGK, eğer sanığa iddianame usulüne uygun olarak daha önce tebliğ edilmişse, sorgusundan önce hakları hatırlatılmışsa ve sanık suçlamayı anlayıp buna göre savunma yapmışsa, sadece duruşmada iddianamenin okunmamış olmasının tek başına savunma hakkını kısıtlamadığına ve hükme etki etmeyen bir usul hatası olduğuna karar vermiştir. Bu doktrin, usul kurallarının şekilcilikten ibaret olmadığını, asıl amacın hakların fiilen korunması olduğunu vurgulamakta ve yargılamaların gereksiz yere uzamasını önlemeyi amaçlamaktadır.