Bir ceza davasında, sanıklar arasında menfaat çatışması bulunması durumunda, aynı müdafi tarafından temsil edilmeleri hangi kanun hükümlerine aykırılık teşkil eder ve bu durumun adil yargılanma hakkı açısından sonucu nedir?
Aralarında menfaat çatışması bulunan birden fazla sanığın aynı müdafi tarafından temsil edilmesi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/b maddesine ('Avukat, aynı işte menfaati zıt olan bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa, sonradan gelen teklifi reddetmek zorundadır.') ve 5271 sayılı CMK'nın 152. maddesine ('Aynı davada, aralarında menfaat çatışması bulunan şüpheli veya sanıkların müdafiliğini aynı avukat üstlenemez.') açıkça aykırılık teşkil eder. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2014/226 E. sayılı kararında bu durum, 'savunmada zaafiyet oluşturacak' bir hal olarak nitelendirilmiş ve bozma nedeni sayılmıştır. Bu durumun adil yargılanma hakkı açısından sonucu, savunma hakkının (AİHS m. 6/3-c) özünün zedelenmesidir. Menfaat çatışması olduğunda, müdafi bir sanığı savunurken diğerinin aleyhine olabilecek argümanlar ileri sürmek zorunda kalabilir veya birinin lehine olan bir durumu diğeri aleyhine olacağı için ileri sürmekten kaçınabilir. Bu da her bir sanığın etkin bir hukuki yardımdan yararlanma hakkını ortadan kaldırır. Bu nedenle, Yargıtay bu tür bir temsil durumunu, hükmün esasına etkili, mutlak bir hukuka aykırılık ve adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul etmektedir.