6706 sayılı Kanun m. 16/4, iade yargılamasındaki toplam tutukluluk süresini, kişinin alabileceği veya mahkum olduğu cezanın 'infaz süresini' geçemeyecek şekilde sınırlamaktadır. Bu kuralın uygulanmasında, özellikle farklı infaz rejimlerine sahip ülkelerden gelen taleplerde, Türk mahkemesinin 'infaz süresini' nasıl tespit etmesi beklenir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #288485

6706 sayılı Kanun m. 16/4'te yer alan bu kural, orantılılık ilkesinin bir gereğidir ve kişinin iade sürecinde, alacağı nihai cezadan daha fazla tutuklu kalmasını önlemeyi amaçlar. Bu 'infaz süresinin' tespiti, Türk mahkemesi için teknik bir zorluk teşkil edebilir. Mahkemenin izlemesi gereken yol şudur: 1) Merkezi Makam (Adalet Bakanlığı) aracılığıyla iade talep eden devletten, iadeye konu suçun kanuni tanımını, öngörülen cezanın alt ve üst sınırlarını, lehe olan indirim sebeplerini ve en önemlisi o ülkenin 'infaz rejimini' (şartlı salıverilme, denetimli serbestlik, ceza indirimi vb. kurumları) açıklayan resmi belgeleri talep etmelidir. 2) Eğer iade, kesinleşmiş bir mahkumiyet kararına dayanıyorsa, kararın infazına ilişkin müddetnamenin veya benzeri bir belgenin, kişinin cezaevinde ne kadar kalacağını net bir şekilde gösteren dökümünün istenmesi gerekir. 3) Talep eden devletin kanunlarının karmaşıklığı veya yabancı bir dilde olması nedeniyle, mahkeme CMK ve HMK hükümleri uyarınca yabancı hukuk konusunda uzman bir bilirkişiden görüş alabilir. Tespitin doğru yapılamaması, kişinin Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaline yol açabileceğinden, bu süreçte mahkemenin azami özeni göstermesi ve tüm veriler dosyaya girdikten sonra tutukluluk süresinin bu sınırı aşıp aşmadığını periyodik olarak denetlemesi zorunludur.