İYUK m. 20'de düzenlenen 're'sen araştırma ilkesi'nin pratik uygulamasını, Danıştay 3. Daire'nin 2009/4531 E. sayılı kararı üzerinden, HMK'daki 'taraflarca getirilme ilkesi' ile karşılaştırarak açıklayınız.
İYUK m. 20'deki 're'sen araştırma ilkesi', idari yargı hakimine, davanın çözümü için gerekli olan delilleri taraflar ileri sürmese bile kendiliğinden toplama yetki ve görevi verir. Danıştay 3. Daire'nin 2009/4531 E., 2010/1929 K. sayılı kararında bu ilkenin pratik bir uygulaması görülmektedir. Olayda, davacı şirket, elde ettiği faiz gelirinin yıllara sari inşaat işiyle ilgili olduğunu ve bu nedenle işin bittiği yıl vergilendirilmesi gerektiğini iddia etmiş, ancak bu iddiasını kanıtlayıcı belge sunmamıştır. Danıştay, davacının bu iddiasının 'vergilendirmeyi etkileyici mahiyette' olduğunu, bu nedenle mahkemenin 2577 sayılı Yasa'nın 20. maddesi uyarınca bu iddianın doğruluğunu araştırmakla yükümlü olduğunu belirtmiştir. Yani, ispat yükü davacıda olmasına rağmen, mahkemenin olayı aydınlatma görevi kapsamında davacıdan bu konuda kanıt istemesi ve değerlendirmesi gerekirdi. Eğer bu dava HMK'ya tabi bir alacak davası olsaydı, 'taraflarca getirilme ilkesi' (HMK m. 25) gereği, iddiasını ispat edemeyen davacının bu yöndeki talebi doğrudan reddedilirdi. Hakim, tarafların sunmadığı bir delili kendiliğinden araştıramazdı. Bu karar, idari yargının kamu düzeni ve menfaatini gözetme rolü nedeniyle maddi gerçeğe ulaşmak için daha aktif bir rol üstlendiğini göstermektedir.