TCK m. 299'da korunan hukuki yararın 'devletin saygınlığı' olduğu kabul edildiğinde, bu durum suçun unsurlarının yorumlanmasında 'objektif bir sorumluluk' anlayışına yol açabilir mi? Yoksa failin 'hakaret kastı' her durumda aranmalı mıdır?
Hayır, TCK m. 299'da korunan hukuki yararın 'devletin saygınlığı' olması, objektif bir sorumluluk anlayışına yol açmaz. Ceza hukukunun temel prensiplerinden olan 'kusur ilkesi' gereğince, bir fiilin cezalandırılabilmesi için failin kasten veya (kanunda açıkça belirtilmişse) taksirle hareket etmesi zorunludur. TCK m. 299, kasıtlı bir suçtur ve failin 'hakaret kastı' (tahkir kastı) mutlaka aranmalıdır. Yargıtay'ın tüm kararlarında (örneğin CGK 2017/1106 E. veya 16. CD 2016/1480 E.) suçun manevi unsurunun 'genel kast' olduğu vurgulanır. Korunan hukuki yararın devletin saygınlığı olması, suçun unsurlarını ortadan kaldırmaz; ancak eylemin nitelendirilmesinde bir yorum kriteri olarak devreye girer. Yani, bir ifadenin sıradan bir eleştiri mi, yoksa devletin temsilcisi olan Cumhurbaşkanının makamının saygınlığına yönelik bir saldırı mı olduğunun değerlendirilmesinde bu unsur dikkate alınır. Ancak her halükarda mahkeme, failin bilerek ve isteyerek, onur, şeref ve saygınlığı rencide etme amacıyla hareket edip etmediğini, yani 'hakaret kastı'nın varlığını araştırmak ve ispatlamak zorundadır. Aksi bir yorum, kusur ilkesini ihlal eder ve kişileri niyet etmedikleri sonuçlardan sorumlu tutmak anlamına gelir ki bu, modern ceza hukukuyla bağdaşmaz.