TCK m. 299'da tanımlanan suçun, e-posta (e-mail) yoluyla işlenmesi durumunda 'aleniyet' unsuru nasıl değerlendirilir? Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/1290 E. sayılı kararı bu konuda ne gibi bir ölçüt getirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #288479

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/1290 E., 2015/3294 K. sayılı kararında, e-posta yoluyla işlenen hakarette aleniyet unsurunun oluşup oluşmadığı tartışılmıştır. Kararda, 'aleniyetin gerçekleşmiş sayılabilmesi için, failin bulunduğu ve suçu oluşturan söz veya hareketin gerçekleştiği yerin belirli olmayan çok sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılayabilme olasılığı olan bir ortam olması' gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda, bir e-posta mesajı sanık tarafından başka e-posta adreslerine iletilmiştir (forward edilmiştir). Yargıtay, e-posta hesaplarının 'sadece kullanıcının bildiği, kullanıcı adı ve parola ile girilen ve kullanıcıdan başka bir kişinin girmesinin mümkün olmadığı kişiye mahsus hesaplar' olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle, belirli sayıda ve kim olduğu belli olan kişilerin e-posta adreslerine bir ileti göndermenin, 'belirsiz sayıda kişinin algılayabilme olasılığı' şartını karşılamadığına ve dolayısıyla 'aleniyet' unsurunun oluşmadığına karar vermiştir. Bu karar, aleniyetin varlığı için iletişimin yapıldığı ortamın niteliğinin (herkese açık olup olmamasının) ve muhatapların belirsiz sayıda kişi olmasının belirleyici olduğunu göstermektedir. Belirli kişilere gönderilen e-posta, mektup gibi özel bir iletişim aracı olarak kabul edilmiştir.