İYUK m. 20/A-2-(e) ve m. 20/B-2-(d) uyarınca, ivedi yargılama usullerinde yürütmenin durdurulması talebine ilişkin verilecek kararlara itiraz edilememesi, Anayasa'nın 125. maddesindeki 'idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir' hükmü ve 'etkili başvuru hakkı' açısından nasıl değerlendirilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #288476

Bu düzenleme, Anayasa'da güvence altına alınan 'etkili başvuru hakkı' ve 'hukuk devleti' ilkeleri açısından tartışmalıdır. Anayasa m. 125, yürütmenin durdurulması kurumunu idari yargının temel bir aracı olarak güvence altına almıştır. Yürütmenin durdurulması kararları, telafisi imkansız zararları önleyen son derece önemli ara kararlardır. Bu kararlara karşı itiraz yolunun kapatılması, 'etkili başvuru hakkı'nı zedeleyebilir. Zira, hatalı bir yürütmeyi durdurma (YD) ret kararına karşı üst merci denetiminin olmaması, kişinin dava sonuna kadar telafisi imkansız bir zarara uğramasına neden olabilir. Bu düzenlemenin temel gerekçesi, ivedi yargılama usulüne tabi davaların zaten çok hızlı (1 ay veya 15 gün içinde) sonuçlandırılmasıdır. Kanun koyucu, davanın esası bu kadar hızlı karara bağlanacakken, YD kararına itirazla sürecin uzamasını önlemek istemiştir. Ancak, bu kısa süre içinde dahi (örneğin bir ihalenin sonuçlanması veya bir sınavın yapılması gibi) geri döndürülemez sonuçlar doğabilir. Bu nedenle, YD kararlarına itiraz yolunun tamamen kapatılması, Anayasa'nın 125. maddesinin ruhuna ve AİHS m. 13'te düzenlenen etkili başvuru hakkına aykırılık teşkil ettiği yönünde ciddi eleştirilere açıktır. Denge, yargılamanın hızı ile hakların etkin korunması arasında kurulmalıdır ve bu düzenlemenin dengeyi yargılama hızı lehine orantısız bir şekilde bozduğu savunulabilir.