CMK m. 176/4'te belirtilen bir haftalık süre, savunma hakkı açısından 'yeterli süre' olarak kabul edilebilir mi? AİHM'in AİHS m. 6/3-b ('savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak') kapsamındaki içtihatları, bu sürenin yorumlanmasında nasıl bir rol oynayabilir?
CMK m. 176/4'te belirtilen 'en az bir hafta'lık süre, kanun koyucu tarafından asgari bir standart olarak belirlenmiştir. Ancak bu sürenin her durumda 'yeterli' olup olmadığı, davanın karmaşıklığına, dosyanın hacmine, isnat edilen suçların sayısı ve niteliğine göre değişebilir. AİHM, AİHS m. 6/3-b'yi yorumlarken, 'yeterli zaman ve kolaylık' kavramının soyut olmadığını, her davanın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgular. Çok sanıklı, yüzlerce klasörden oluşan, karmaşık hukuki ve fiili sorunlar içeren bir davada, bir haftalık süre, sanığın iddianameyi okuyup anlaması, delilleri incelemesi, müdafisiyle görüşmesi ve etkin bir savunma stratejisi geliştirmesi için yeterli olmayabilir. Bu gibi durumlarda, sanığın veya müdafiinin daha uzun bir süre talep etmesi halinde, mahkemenin bu talebi adil yargılanma hakkı kapsamında makul bir şekilde değerlendirmesi gerekir. Mahkemenin, davanın karmaşıklığını göz ardı ederek katı bir şekilde bir haftalık sürede ısrar etmesi, AİHS m. 6/3-b'nin ihlaline yol açabilir. Dolayısıyla, CMK'daki bir haftalık süre asgari bir güvence olup, AİHM içtihatları bu sürenin somut olayın koşullarına göre esnetilmesi ve sanığa 'fiilen' yeterli hazırlık zamanının tanınması gerektiğini göstermektedir.