İade yargılamasında (6706 s. K.), iadesi istenen kişinin suçla ilgisini ortaya koyan delillerin 'açık ve detaylı' olması gerektiğine ilişkin Yargıtay içtihadının temelinde hangi evrensel hukuk ilkesi yatmaktadır?
Yargıtay'ın, iade talepnamesinde sunulan delillerin 'açık ve detaylı' olması ve isnat edilen fiillerin somutlaştırılması gerektiği yönündeki içtihadının (örn. Yargıtay 10. CD, 2020/18619 E. sayılı karar) temelinde, 'adil/dürüst yargılanma hakkı' (AİHS m. 6) ve bu hakkın bir unsuru olan 'savunma hakkı' yatmaktadır. İadesi istenen kişinin, neyle suçlandığını belirsiz, soyut ve genel ifadelerle değil, somut fiiller ve bu fiillere dayanak olan delillerle birlikte öğrenmesi gerekir ki, iade yargılamasında kendini etkin bir şekilde savunabilsin. Sadece bir suç adı zikredilerek veya olayın genel hatlarıyla anlatıldığı bir talepnameye karşı savunma yapmak neredeyse imkansızdır. Ayrıca, iadeye karar verecek olan Türk mahkemesinin de, iade talebinin hukuki şartlara uygunluğunu denetleyebilmesi için yeterli veriye sahip olması gerekir. Bu nedenle Yargıtay, delillerin açık ve detaylı olmasını arayarak, iade sürecinin keyfilikten uzak, öngörülebilir ve savunma haklarına saygılı bir şekilde yürütülmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu, aynı zamanda masumiyet karinesinin de bir gereğidir.