TCK m. 299 kapsamında, failin Cumhurbaşkanını kastedip etmediği açıkça belli değilse, suçun oluştuğunun kabulü için hangi şartlar aranır? Eski TCK m. 158'deki 'ima veya telmih' yoluyla hakaret düzenlemesi ile mevcut durum arasındaki fark nedir?
Eski 765 sayılı TCK'nın 158. maddesi, hakaretin 'Reisicumhurun ismi sarahaten zikredilmeyerek ima veya telmih suretiyle vaki olsa bile mahiyeti itibariyle Reisicumhura matufiyetinde tereddüt edilmeyecek derecede karineler varsa' suçun oluşacağını açıkça düzenliyordu. Mevcut TCK m. 299'da böyle açık bir hüküm olmamakla birlikte, Yargıtay uygulaması bu ilkeyi devam ettirmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/1106 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, hakaret içeren eylemlerin 'Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır'. Yani, ifadenin Cumhurbaşkanına yönelik olduğunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde anlaşılması gerekir. Bu matufiyet (yönelik olma durumu), ifadenin söylendiği bağlam, zaman, yer ve kullanılan ifadelerden açıkça anlaşılabilir olmalıdır. Eğer ifadeler genel nitelikte ise ve doğrudan Cumhurbaşkanını hedef aldığına dair güçlü karineler yoksa, suçun unsurları oluşmaz. Eski ve yeni kanun arasındaki temel fark, eski kanunda bu durumun açıkça yazılı olması, yeni kanunda ise genel hakaret suçu ilkeleri ve Yargıtay içtihadı yoluyla uygulanmasıdır. Sonuçta, her iki dönemde de önemli olan, ifadenin tereddütsüz bir şekilde Cumhurbaşkanını hedef aldığının ispatlanabilmesidir.