İYUK m. 20 uyarınca idari yargıda benimsenen 're'sen araştırma ilkesi', vergi davalarında nasıl bir uygulama alanı bulmaktadır? Mükellefin, vergi incelemesi sırasında ibraz etmediği defter ve belgeleri dava aşamasında mahkemeye sunması halinde, mahkeme bu belgeleri dikkate alabilir mi? Danıştay'ın bu konudaki yaklaşımını hukuki gerekçeleriyle analiz ediniz.
İYUK m. 20'de düzenlenen 're'sen araştırma ilkesi', idari yargı yerlerinin uyuşmazlığın çözümü için gerekli her türlü delili kendiliğinden araştırmasına olanak tanır. Ancak bu ilke sınırsız değildir. Danıştay 3. Daire'nin 2013/9693 E., 2017/514 K. sayılı kararında bu konu detaylı olarak ele alınmıştır. Karara göre, mükellefin yasal bir mazereti olmaksızın vergi incelemesi sırasında ibraz etmediği defter ve belgeleri, daha sonra dava aşamasında mahkemeye sunması, bu belgelerin mahkemece hükme esas alınmasını sağlamaz. Danıştay bu yaklaşımını birkaç temel gerekçeye dayandırmaktadır: 1) İdari yargının görevi, işlemin tesis edildiği andaki hukuka uygunluğunu denetlemektir; idare yerine geçerek yeni bir inceleme yapmak değildir. 2) Mükellefin bu tutumu, idarenin denetim hakkını engelleme ve karşıt inceleme yapmasını önleme amacı taşıyabilir. 3) Mahkemenin, denetim elemanı gibi karşıt inceleme yetkisi yoktur, dolayısıyla belgelerin gerçek mahiyetini saptaması olanaksızdır. 4) Bu duruma izin verilmesi, mükellefleri defter ve belgelerini inceleme elemanı yerine mahkemeye sunmaya teşvik eder ki bu, vergi denetim sistemini işlevsiz bırakır. Bu nedenlerle, re'sen araştırma ilkesi, idarenin denetim yetkisini kullanmasının davacı tarafından engellendiği durumlarda, idarenin yerine geçerek inceleme yapma şeklinde yorumlanamaz.