6706 sayılı Kanun m. 11/4, iadesi talep edilen kişinin 'uzun zamandan beri Türkiye'de bulunuyor olması veya evli bulunması gibi kişisel halleri' nedeniyle iadenin orantısız bir mağduriyet yaratması durumunda iadenin reddedilebileceğini düzenlemektedir. Yargıtay'ın bu 'orantılılık' testini uygularken hangi faktörleri dikkate aldığını bir Yargıtay kararı üzerinden açıklayınız.
Yargıtay, 6706 sayılı Kanun m. 11/4'teki orantılılık testini uygularken, iadesi talep edilen kişinin Türkiye ile olan sosyal, ailevi ve kişisel bağlarını, fiilin ağırlığı ile karşılaştırmaktadır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 20.02.2023 tarihli, 2021/17787 E. sayılı kararında bu testin somut bir örneği görülmektedir. Kararda, iadesi talep edilen kişinin 2007 yılından beri Türkiye'de ikamet ettiği, evli olduğu, çocukları ve torunları bulunduğu, yani Türkiye'de yerleşik bir hayat kurduğu ve sabit bir ikametgah edindiği tespit edilmiştir. Mahkeme, bu kişisel ve ailevi durumların, isnat edilen suçun (uyuşturucu madde ticareti) ağırlığıyla karşılaştırıldığında, iadenin kişi ve ailesi için 'orantısız şekilde mağduriyet' yaratacağı sonucuna varmıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin iade talebinin reddi yönündeki kararını onamıştır. Yargıtay bu değerlendirmeyi yaparken, kişinin Türkiye'deki yaşam süresini, aile bağlarının (evlilik, çocuklar, torunlar) varlığını ve gücünü, sosyal çevresini ve iade edilmesi halinde bu bağların kopmasıyla ortaya çıkacak mağduriyetin derecesini dikkate almaktadır. Fiilin ağırlığı ile bu kişisel durumlar arasında bir denge kurulmakta ve eğer mağduriyet daha ağır basıyorsa iade talebi reddedilmektedir.