CMK m. 176'da düzenlenen iddianamenin tebliği usulünün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer alan 'adil yargılanma hakkı' ve özellikle 'suçlamanın niteliği ve sebebinden haberdar edilme hakkı' ile bağlantısını Yargıtay kararları çerçevesinde analiz ediniz.
CMK m. 176, AİHS m. 6/3-a'da düzenlenen ' kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek' hakkının iç hukuktaki en temel yansımasıdır. İddianamenin sanığa tebliği, sanığın ne ile suçlandığını öğrenmesini, savunmasını buna göre hazırlamasını ve adil bir yargılamanın temel taşı olan 'silahların eşitliği' ilkesinin hayata geçirilmesini sağlar. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2017/1775 E., 2017/2482 K. sayılı kararında, sanığa iddianame tebliğ edilmeden ve CMK m. 176/4 ile 190/2'deki usullere uyulmadan yargılama yapılması, savunma hakkının kısıtlanması olarak nitelendirilerek AİHS m. 6'nın ihlali olarak görülmüştür. Yargıtay'ın bu konudaki istikrarlı içtihadı, iddianamenin tebliğini sadece şekli bir usul işlemi olarak değil, adil yargılanma hakkının özünü oluşturan, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesinin ön koşulu olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Bu usule uyulmaması, hükmün esasına etki eden mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilmektedir.