CMK m. 176/4'e göre, çağrı kağıdının tebliği ile duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir. Bu kuralın ihlali durumunda, sanığın hangi hakkı doğar ve mahkemenin bu hakkı sanığa hatırlatma yükümlülüğü var mıdır? Bu yükümlülüğün ihlali ne gibi sonuçlar doğurur?
CMK m. 176/4'te belirtilen en az bir haftalık süreye uyulmaması, sanığın savunma hakkının kısıtlanmaması için getirilmiş önemli bir usul kuralıdır. Bu süreye riayet edilmediği takdirde, CMK m. 190/2 uyarınca sanığın 'duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı' doğar. Mahkemenin, sorguya başlamadan önce sanığa bu hakkını açıkça hatırlatması yasal bir zorunluluktur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2015/1434 E., 2018/196 K. sayılı kararında, iddianamenin usulüne uygun tebliğ edilmemesi ve bu hakkın hatırlatılmaması suretiyle CMK m. 176/4 ve m. 190/2'ye aykırı davranılması 'savunma hakkının kısıtlanması' olarak nitelendirilmiş ve mutlak bir bozma nedeni sayılmıştır. Dolayısıyla, mahkeme bu usulü ihlal ederse, yapılan yargılama ve kurulan hüküm, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle hukuka aykırı hale gelir.