TCK m. 299 kapsamındaki bir eylemin, Anayasa'nın 26. maddesi ve AİHS'nin 10. maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için Yargıtay hangi kriterleri kullanmaktadır?
Yargıtay, bir eylemin ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığını değerlendirirken AİHM içtihatlarıyla uyumlu kriterler kullanmaktadır. Ceza Genel Kurulu'nun 2017/1106 E. sayılı kararında bu kriterler detaylandırılmıştır. Buna göre bir ifadenin eleştiri hakkı kapsamında sayılabilmesi için; 1) Haber veya eleştirinin 'gerçek ve güncel' olması, 2) Açıklanmasında 'kamu ilgi ve yararının' bulunması, 3) Açıklanış şekliyle konusu arasında 'düşünsel bir bağ' bulunması gerekir. Yargıtay, ifade özgürlüğünün sadece lehte veya zararsız görülenler için değil, aynı zamanda devleti veya nüfusun bir bölümünü 'rahatsız eden, şok edici veya kırıcı' olanlar için de geçerli olduğunu kabul eder. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir. Eleştiri, hak ve görevin kötüye kullanılmaması, yazıda 'küçültücü, incitici, abartılı' sözlerden kaçınılması gerekir. İftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar ifade özgürlüğü korumasından yararlanamaz. Bu denge, somut olayın özelliklerine, ifadenin bağlamına ve söylenen kişinin siyasi kimliğine göre kurulur.