TCK m. 299'un koruduğu hukuki yarar nedir? Yargıtay kararlarında bu konuda nasıl bir ayrım yapılmaktadır ve bu ayrımın pratik sonuçları nelerdir?
Yargıtay kararlarında TCK m. 299'un koruduğu hukuki yarar konusunda karma bir yaklaşım sergilenmektedir. YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ'nin 2016/6928 E. ve 2016/1480 E. sayılı kararlarında, bu suçun 'Devlete Karşı İşlenmiş Suçlar' bölümünde düzenlendiği, bu nedenle korunan hukuki değerin sadece Cumhurbaşkanının kişisel şerefi değil, aynı zamanda onun şahsında 'Devletin siyasal iktidar yapısı' ve 'Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığı' olduğu vurgulanır. Bu yaklaşıma göre suç, devlete karşı işlenmiş bir cürüm niteliğindedir. Ancak, Ceza Genel Kurulu kararlarında (2017/1106 E. ve 2018/62 E.) ise 'Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır' denilerek, suçun daha çok kişisel onur ve saygınlığı koruduğu belirtilir. Bu ayrımın pratik sonucu, suçun yorumlanmasında ortaya çıkar. Suçun devlete karşı işlendiği kabul edildiğinde, eleştiri hakkının sınırları daha dar yorumlanabilir. Ancak kişisel şerefi koruduğu kabul edildiğinde, diğer hakaret suçları gibi değerlendirilip, özellikle siyasi kişilik olması nedeniyle eleştiri sınırlarının daha geniş tutulması gerektiği sonucu ortaya çıkar. Yargıtay'ın beraat kararı verdiği dosyalarda genellikle ikinci yaklaşımı benimsediği görülmektedir.