Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanığın müdafi yardımından yararlanma hakkı CMK Madde 101 kapsamında nasıl güvence altına alınmıştır? Bu hakkın kapsamını ve istisnalarını Yargıtay içtihatları bağlamında değerlendiriniz.
CMK Madde 101 (3) hükmü, tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanığın kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanacağını belirtir. Bu, tutuklama tedbirinin ilk aşaması için öngörülen zorunlu müdafilik halidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2018/441 E., 2020/468 K.) ve 16. Ceza Dairesi (2017/3258 E., 2018/310 K.) kararlarında da belirtildiği üzere, CMK'da müdafii görevlendirme zorunluluğu şüpheli/sanığın çocuk, malul/sağır/dilsiz olması (CMK 150/2), suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla hapis gerektirmesi (CMK 150/3), gözlem altına alınma kararı (CMK 74/2), tutuklama talebiyle mahkemeye sevk (CMK 101/3), duruşmanın sanık yokluğunda yapılması (CMK 204/1) ve kaçak sanık hakkında duruşma yapılması (CMK 247/4) hallerinde bulunmaktadır. Ancak Yargıtay, tutukluluğun devamı kararlarında müdafi zorunluluğunun ihtiyarî olduğu yönünde ağırlıklı görüşe sahiptir, zira CMK 101'deki zorunluluk ilk tutuklama tedbirinin değerlendirilmesi için öngörülmüştür. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesi ve AİHM'nin 'Salduz-Türkiye' kararı, ilk sorgulamadan itibaren avukata erişim hakkının önemini vurgular.