Türk Ceza Kanunu'nda yer alan 'Olası kast' ile 'Bilinçli taksir' arasındaki temel farkı, failin 'neticeyi isteme' veya 'neticeye kayıtsız kalma' durumu bağlamında açıklayınız. Yargıtay içtihatlarında bu ayrım nasıl yapılmaktadır?
TCK m. 21/2'de 'olası kast' ve TCK m. 22/3'te 'bilinçli taksir' düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10/02/2022 T., 2018/187 E., 2022/79 K. sayılı kararına göre, bu iki kavram arasındaki temel fark failin neticeye karşı tutumudur: **1) Olası Kast:** Failin neticeyi öngörmesine rağmen, neticenin meydana gelmesini 'kabullenmesi' ve 'kayıtsız kalması' durumudur. Yani 'olursa olsun' düşüncesiyle hareketini sürdürür. **2) Bilinçli Taksir:** Failin neticeyi öngörmesine rağmen, kendi becerisine, şansına, tecrübesine veya başka bir etkene güvenerek neticenin meydana gelmeyeceğine 'inanması' ve neticenin gerçekleşmemesi için gerekli önlemleri de alarak hareketini sürdürmesidir. Yani, fail neticeyi öngörür ancak gerçekleşmesini 'istemez'. Özetle, olası kastta neticeye 'razı olma' veya 'kabullenme', bilinçli taksirde ise neticeyi 'istememe' ve 'meydana gelmeyeceğine güvenme' esastır. (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Madde 21/2, 22/3; Yargıtay CGK, 10/02/2022 T., 2018/187 E., 2022/79 K.; or.av.tr/kasten-oldurme-suçu-tck-m-81-82-ve-83/)