Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/622 K. sayılı kararında, 'üniversite kampüsünde farklı siyasi görüşlere mensup öğrenci grupları arasında süregelen cebir şiddete teşvik edici slogan atmak' eylemi, 'propaganda suçu'nu nasıl oluşturmuştur? 'Açık ve yakın tehlike' testi bu olayda nasıl uygulanmıştır?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/622 K. sayılı kararına göre, sanığın üniversite kampüsünde yaşanan kavga sonrası topluluğun 'bölücü terör örgütü lehine dolaylı ve doğrudan şiddete çağrı niteliğindeki slogan attığı' ve sanığın da 'be serok jiyan nabe' (başkansız yaşam olmaz) şeklinde slogan attığı olayda, propaganda suçu oluşmuştur. Kararda, eylemin 'iki farklı siyasi görüşe mensup öğrenci grubu arasındaki süregelen cebir şiddete teşvik edici olması, kamu düzeni ve güvenliğinin bozulması için açık ve yakın tehlike oluşturması' gözetildiğinde atılan sloganların 'ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği' belirtilmiştir. Bu durum, Yargıtay'ın 'açık ve yakın tehlike' testini somut bağlamda, yani olayın meydana geldiği yer, zaman ve muhatap kitlenin özellikleri gibi faktörleri dikkate alarak uyguladığını göstermektedir. Şiddet potansiyeli olan bir ortamda atılan, dolaylı da olsa şiddeti teşvik eden sloganlar, ifade özgürlüğünün sınırlarını aşarak propaganda suçunu oluşturabilir. (3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, Madde 7/2; Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2016/622 K.; barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/propaganda-suçu-cezasi-nedir.html)