Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2011/17432 E., 2012/37608 K. sayılı kararında, 'ham toprak vasfı ile hazine adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş mera, harman yeri, yol, sulak gibi yerlerden olup olmadığının saptanması'nın önemi nedir? Aksi takdirde, 3091 sayılı Yasa çerçevesinde değerlendirme yapılması neden gerekmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #287201

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2011/17432 E., 2012/37608 K. sayılı kararına göre, 'ham toprak vasfı ile hazine adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş mera, harman yeri, yol, sulak gibi yerlerden olup olmadığı, mahallinde yöreyi iyi bilen, tarafsız yerel bilirkişi, tanık ve teknik bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak saptanması' hayati öneme sahiptir. Bu saptamanın önemi, TCK m. 154/2'nin uygulama koşullarının belirlenmesidir. Eğer taşınmazın mera vasfında olmadığı tespit edilirse, '5237 sayılı TCK.nun 154/2. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı takdirde' sanığın hukuki durumunun 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. 3091 sayılı Kanun, zilyetlik üzerindeki tecavüzleri idari yollarla önlemeyi amaçlar ve bu suçun unsurları TCK 154'ten farklıdır. Bu durum, taşınmazın niteliğinin ve hukuki statüsünün, uygulanacak kanun ve suç vasfı açısından belirleyici olduğunu gösterir. (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Madde 154/2; 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun; Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2011/17432 E., 2012/37608 K.; barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-154-hakki-olmayan-yere-tecavuz-sucu.html)