Yargıtay içtihatlarında, 'duruşmaya çağrı kağıdı ile çağrılan şikayetçinin duruşmaya katılmaması ve katılma talebinde bulunmaması durumunda', sonradan temyiz talebinin hukuki niteliği nasıl değerlendirilmektedir?
Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 2016/9921 E., 2017/9353 K. sayılı kararına göre, 'usulüne uygun davetiyeye rağmen müşteki vekilinin duruşmaya katılmadığı ve katılma talebine dair beyanı ve dilekçesi bulunmadığı görülmüş, belirtilen tarihte yapılan duruşmada sanık hakkında karar verildikten sonra... temyiz dilekçesi verdiğinin anlaşılması karşısında; kamu davası açıldıktan sonra 5271 sayılı CMK’nın 237/1 ve 238/1. maddelerine göre yöntemince mahkemeye başvurarak davaya katılmamış ve katılan sıfatı ile temyiz yetkisini kazanmamış müşteki vekilinin temyiz isteğinin... REDDİNE' karar verilmiştir. Bu durum, mağdur veya şikayetçinin kanun yollarına başvurma hakkının (CMK 260/1) genellikle 'davaya katılan sıfatını almış olma' koşuluna bağlı olduğunu göstermektedir. Duruşmaya katılmayarak ve katılma talebinde bulunmayarak bu sıfatı kazanmayan bir tarafın, hüküm verildikten sonra doğrudan temyiz yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır. (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Madde 237/1, 238/1, 260/1; Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 2016/9921 E., 2017/9353 K.; barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-233-sucun-magduru-ile-sikayetcinin-cagirilmasi.html)